14.07.2011
 
        favori ekle

"Ben dönyanın en güzel garısıyam"

Her sabah uyanıp aynaya baktığınızda ne kadar güzel olduğunuzu düşünün. Başkalarından beklemek yerine bunu kendinize siz söyleyin.

Salla gitsin!

Eski Türk filmlerinden birinde vardı.
Analar ölmez.
Perihan Savaş başroldeydi. Ve Sezercik. Filmde, anne rolündeki Perihan Savaş, evladının babası, kendini beğenmeyen kocasını elde etmeye çalışıyordu. Sezercik'in desteğiyle köylü kadını formundan, kendinden emin şehirli kadına dönüşme yolunda ilerliyordu.
Bu yolculuğun en kritik bölümü ise kendine güveni olmayan ve aşık olduğu adamı elde etmeye çalışan ezilmiş kadının "Ben dönyanın en güzel garısıyam" diyerek işe başlamasıydı.
Önce kendini sonra da çevresindekileri buna ikna etmişti zira.
Ben dünyanın en güzel kadınıyım, ben dünyanın en yakışıklı adamıyım, ben çok tatlıyım, ben şahaneyim, ben mükemmelim...
Bunlar özgüven yolculuğunun bence besmele'leri ve her molada kendimize tekrar etmemiz gereken sözler.
Uyanır uyanmaz zor, abartmayın. Zaten sabah yataktan kalkmak bir dert. Bir de buna kasmayın.
Ama ne bileyim bir alışverişte, ya da sevgilinizle buluşmak üzere adımınızı dışarı atmadan önce lütfen bunu tekrar edin. Her gün değilse bile haftada bir. Başkalarından duymak yerine bunları önce kendimize biz söyleyelim.
En çok şu özeliğimi seviyorum, bendeki kaş göz de kimsede yok valla.
Diyiverin gitsin.
Milletten tezahürat beklemeyin. Herkes kendi ile o kadar meşgul ki.
Kendinizde en beğendiğiniz özelliklerinizi kendinize hatırlatın, sevmediklerinize de boş verin gitsin.
Geçenlerde alışverişte gördüğüm gencecik bir abla, üzerine giydiği gömleği çekiştirip duruyordu mesela. Kendinden o kadar memnuniyetsiz görünüyordu ki... Giydiğinin üzerinde güzel duracağı varsa bile durmuyordu sırf bu yüzden.
Amanın! Ne kadar da güzel bir bluz bu böyle diye devreye girdim.
Sonrasında; bunun rengi sizin teninizle uymuş, bana gitmez sanırım filan diye devam ettim.
O da ne. Ablanın duruşunda bir toparlanma oldu. A evet. Ben bir de altına şöyle bir pantolon ve ayakkabı düşünmüştüm diye devam etti. Hop. Onları da giydirdik.
Vay vay vay. Bir anda işler değişti.
Ha abla top model miydi? Hayır. Ama zaten güzellik duruş değil mi?
Duruşa destek de sizin özgüveniniz.
Özgüvende sanırım kendimizi olduğumuz gibi kabul etmekten geçiyor.
Bu yalnızca fiziksel özelliklerimizle de alakalı değil.
Belki en yakın arkadaşınıza göre biraz daha az yardımseversiniz. Ya da ne bileyim kocanızın iş arkadaşı kadar çalışkan ya da annesi kadar hamarat da değil belki.
Ama zaten eksikleriniz, fazlalarınız bunların hepsi birden siz değil misiniz?
Şu an kitapçıların en çok satanlar rafında, son zamanlarda okuyup da hakikaten gün içerisinde aklıma defalarca gelen bir kitap var. John C. Parkin'in "S.iktir Et"'i.
Uçak korkusu olan ben bu kitabı bir miktar sakinleştirici etkisi ile bir yolculukta okudum. O yüzden şu bölümde bu vardı, yazar şurada şöyle demek istemiş gibi net bir okur gözlemim olmayacak. Haddimi aşarak kitap eleştirisi de yapmayacağım tabii ki. Ama bence kişisel gelişim kitaplarının o didaktik dilinin yerine eğlenceli bir anlatımı olan bu kitabı okumak bana geldiği gibi size de iyi gelecektir.
Benim okuduklarımdan anladıklarım şöyle;
Aslında hepimiz aynıyız. Eksiklerimiz,-fazlalıklarımız, kazançlarımız - kayıplarımız... Bizi biz yapan bunların hepsi.
İş kendimizi bir bütün olarak kabullenip, beğenmediğimiz eksik gördüğümüz yanlarımıza da zarifçe salla gitsin demekte sanki.

O yüzden sallayın gitsin.
804
Alıcı adı
Alıcı E-postası
Gönderen Adı
Gönderen E-postası
dahafazlası
Facebook Yorumları
YORUMLAR